Oturum aç / Kayıt
Detaylı arama
Kur'an'a İman Kur'an Oku Kur'an Oku (Flash) Videolar Mealler Makaleler Kur'an Elifbası Kur'an Tefsiri Kur'an Fihritsi Tecvid Eğitimi Kur'an Talim Soru ve Cevaplar
Kur'an'a İman Kur'an Oku Kur'an Oku (Flash) Videolar Mealler Kur'an Tefsiri Kur'an Fihristi Kur'an Elifbası Tecvid Eğitimi Kur'an Talimi Soru ve Cevaplar Makaleler
 | 
T
 | 
Konu Meali

TEBLİĞ

Yazar: Kuran-i Kerim, 20-11-2008

TEBLİĞ (*)

*Tebliğ (a.i.bulûğ’dan.c:teblîgat); yetiştirme. götürmek. bildirmek. eriştirmek. götürme. taşıma.

3/ Âl-i İmrân -104- İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men’eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.

110- Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve ALLÂH'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden îmân edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır.

113- Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak ALLÂH'ın âyetlerini okurlar.

4/ en-Nisâ -63- Onlar, ALLÂH'ın kalblerindekini bildiği kimselerdir; Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onlara kendileri hakkında etkili söz söyle!

9/ et-Tevbe -71- Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. ALLÂH’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara ALLÂH merhamet edecektir. Şüphesiz ALLÂH mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

112- (Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibâdet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükû’ya varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, ALLÂH'ın hudûdunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o mü’minlere, müjde!

16/ en-Nahl -35- ALLÂH'a ortak koşanlar dediler ki: "ALLÂH dileseydi, ne biz, ne atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık" Kendilerinden öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı Peygamberlerin vazîfesi, ancak açık seçik bir tebliğden ibârettir.

37- (Ey Muhammed!) Sen o kâfirlerin hidâyete ermelerini ne kadar istesen de ALLÂH, saptırdığı kimseyi hidâyete erdirmez. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

22/ el-Hac -41- Onlar (o mü’minlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde  mevki’ine getirirsek namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve fenâlığı yasak ederler. Bütün işlerin sonu sırf ALLÂH'a aittir.

29/ el-Ankebût -18- Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki başka ümmetler de yalan saymışlardı. Peygambere düşen yalnız açık bir tebliğdir.

31/ Lokmân -17- "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."

41/ Fussilet -30- "Rabbimiz ALLÂH’dır" deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin."

31- "Biz dünya hayatında da, âhirette de sizin dostlarınızız. Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır."

32- Bunlar çok bağışlayıcı ve çok merhametli olan ALLÂH tarafından bir ağırlamadır.

33- ALLÂH'a davet eden, sâlih amel işleyen ve: "Ben gerçekten müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?

42/ eş-Şûrâ -15- Bundan dolayı sen durma davet et! Emrolunduğun gibi dosdoğru git! Onların arzularına uyma! Şöyle de: ALLÂH’ın inzal ettiği her kitaba îmân ettim, aranızda adâletle davranmakla emrolundum. ALLÂH bizim de rabbimizdir, sizin de rabbinizdir. Bize bizim davranışlarımızın size sizin davranışlarınızın sorumluluğu vardır. Bizimle sizin aranızda delil (tartışmasına) gerek yok. ALLÂH hepimizi bir araya getirecektir. Hep birlikte O’na gidilecektir.

74/ el-Müddessir -1- Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!

2- Kalk artık uyar.

3- Sadece Rabbini yücelt.

*AÇIK BİR TEBLİĞDİR SANA DÜŞEN!

4/ en-Nisâ -80- Kim Peygambere itaat ederse ALLÂH'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.

15/ el-Hicr -94- Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve ALLÂH’a ortak koşanlara aldırış etme!

16/ en-Nahl -82- Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibârettir.

Hidâyet Allâh’a aittir. Bizim cüz’i irâdemizin dışındadır. Kul’a düşen, Peygamber dahi olsa, tebliğ etmektir. İnsanlar illâ beni dinlesinler amacında da olunmamalı. Anlatıyorum(z) ama te’sir etmiyor telâşına gerek yok. Peygamberler gelmişler, vazîfelerini hakkıyla îfâ etmişler, lâkin bazıları kendilerine tâbi’ ümmetleri olmadan bu dünyadan göçmüşlerdir. Ama Peygamberliğin mânevî ücretini almışlardır.

*TEBLİĞ’DE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN MÜHİM BİR HUSUS!

36/ Yâsîn -20- O sırada şehrin tâ ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! İtâat edin o elçilere!"

21- "İtâat edin sizden hiçbir ücret istemeyen o zât’lara ki, onlar hidâyete ermişlerdir."

(Bkz: Peygamberler Tebliğ Görevi İçin Ücret İstemezler)

*GECE GÜNDÜZ, GİZLİ ÂŞİKÂR TEBLİĞ

71/ Nûh -5- Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."

9- "Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "

*TEBLİĞ’DE PEYGAMBER ŞEFKATİ

6/ el-En’âm -52- Sırf ALLÂH’ın rızasını dileyerek sabah akşam Rablerine duâ’ edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdir de zalimlerden olursun.

11/ Hûd -29- "Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükâfatım ancak ALLÂH'a aittir. Ve ben O’na îmân edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum."

30- "Ey kavmim, ben onları etrâfımdan kovacak olursam, ALLÂH'dan beni kim kurtarabilir? Siz hiç düşünmez misiniz?"

26/ eş-Şu’arâ -114- Hem ben îmân edenleri kovmaya memur değilim.

-Tardün; hafife alarak küçümseyerek(birini veya bir şeyi) yerinden koparıp ayırmak ve uzaklaştırmak(kovmak). Fiil olarak; onu hafife alarak, küçümseyerek, yerinden koparıp ayırdım, uzaklaştırdım, kovdum anlamında ‘teradtühu’ şeklinde kullanılır. (Arabça’da) ‘Etradehussultan’; sultan onu ülkesinden çıkardı ve konakladığı ya da yerleştiği her yerden kovulmasını emretti, demek. (Râgıb el-İsfehâni)

*TEBLİĞDE USÛL

3/ Âl-i İmrân -159- Sen (o zaman), sırf ALLÂH'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Şâyet sen kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar etrâfından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için ALLÂH'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık ALLÂH'a dayan. Muhakkak ki ALLÂH mütevekkîl (kendine dayanıp güvenen) kulları sever.

16/ en-Nahl -125- (Ey Resûlüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidâyete kavuşanları da en iyi bilendir.

17/ el-İsrâ -53- Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.

20/ Tâ hâ -43- Firavun'a gidin, çünkü o gerçekten azdı.

44- Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahud korkar.

41/ Fussilet -34- Hem iyilik de bir değildir, kötülük de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün.

35- Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.

51/ ez-Zâriyât -55- Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.

80/ Abese -1- (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

Abs ve Ubus bîhuzurluktan yüz burkulmak, burun çevirmek, çehre dürülmek. Yüz ekşitmek, surat asma, çehreyi dürmek, kaşını çatmak, çiyni cebiyn göstermek. (Elmalılı Tefsiri)

2- Kendisine a’mâ geldi, diye.

3- Ne bilirsin, belki o temizlenecek?

Tezekki; temizlenmek, paklıkta bulunmak, zekât vermek.

4- Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.

5- Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,

6- Sen ona yöneliyorsun.

Tasaddi; yüz döndürmek, iraz etmek.

7- Onun temizlenmemesinden sana ne?

8- Ama sana can atarak gelen,

9- ALLÂH’dan korkarak gelmişken,

10- Sen onunla ilgilenmiyorsun.

Telehhi; meşgûl olmak, terk etmek mânâsınadır.

11- Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.

12- Artık dileyen onu düşünür.

Tirmizîde Hazreti Aişeden şöyle mervidir: Abese vetevellâ, a’mâ İbn-i Mektûm hakkında nâzil oldu. (Elmalılı Tefsiri)

Okunma Sayısı : 1073

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
Yorumunuz
E-Posta Adresiniz
Güvenlik Kodu
sekiz yedi bir dokuz alti iki

RSS akışımıza abone olmak için tıklayın... Facebook sayfamıza abone olmak için tıklayın.

Hakkımızda | Yardım | Bağış | İletişim | Kur'an'dan Bir Mesaj Mail Grubu

Bu sitenin barındırılması Sunucuturkiye Dedicated Server tarafından sağlanmaktadır

Feyyaz Grup