Oturum aç / Kayıt
Detaylı arama
Kur'an'a İman Kur'an Oku Kur'an Oku (Flash) Videolar Mealler Makaleler Kur'an Elifbası Kur'an Tefsiri Kur'an Fihritsi Tecvid Eğitimi Kur'an Talim Soru ve Cevaplar
Kur'an'a İman Kur'an Oku Kur'an Oku (Flash) Videolar Mealler Kur'an Tefsiri Kur'an Fihristi Kur'an Elifbası Tecvid Eğitimi Kur'an Talimi Soru ve Cevaplar Makaleler

“Tevbe ayetleri ekseninde” Muhammed Bedri Hüseyin (1937-2003) -2

Yazar: Nurullah Dağ, 19-1-2015

Mü’minlerin nuru ay ışığı gibi

Şeyhin rast’la yükselişi devam etmekte ve “Ey Rabbimiz! Bu nuru üzerimize tamamla, onu bizim için devamlı kıl, bizi, karanlıklarda bocalar bırakma” pasajlarında peygambere tabi olanlara bir müjde daha yansıtmaktadır. Müfessir Ebussuudbu müjdeyi şöyle dile getirir: O mü’minlerin nuru, sırat üzerinde onlar için ışık saçacaktır. Ayın gece karanlığında ışık saçtığı gibi, onların nuru da önleri­ni, arkalarını, sağlarını ve sollarını aydınlatır. Bu hususta İbn Abbas da şöyle der: Bu, Allah münafıkların nurunu söndürdüğü zaman, mü’minlerin yaptığı duadır. Korktukları için, cennete varıncaya kadar, bu şekilde Rablerine dua ederler.

Allah her şeye kadirdir

Arapça’da “inne”, muhakkak ki, kesinlikle gibi anlamlara karşılık gelir. Hassaten, “muhakkakki Allah” şeklinde yüce Allah’ın sıfatlarının sıralandığı pasajlarda bu inne’lerin vurguları çok daha belirgindir. Çünkü bu kavramın ardından, ulu yaratıcı için “Sen her şeye kadirsin, yani bağışlama, cezalandırma, acıma ve azap etmeye gücü yetensin” şeklinde övgü dolu ifadeler gelir. Dolayısıyla bu vurgular tilavette kuvvetli geçişleri, tahkik mesajı veren noktaları simgeler. Bu açıdan Bedri Hüseyin’de bu kısımları çok dolgun ver sert geçer. Zira bu geçişler, ardından düşmana gözdağı mahiyetinde gelen emirlere bir hazırlık aşaması gibidir. Şeyh’in, bu ayetin son bölümündeki “şey’i” kavramını “şeyyy’i” olarak farklı bir kıraatle geçişiyle sanki bütün her şey kastedilmekte ve Allah için hiçbir şeyin sahipsiz kalamayacağı izlenimi verilmektedir. 

Yeniden bir geçiş ve farklı çeşniler

Ünlü kari, bu dua terennümlü cümleleri, 4.06. dakikadan itibaren farklı kıraatlerin formlarıyla geçer. Linkini verdiğimiz kayıt, bu bakış açısıyla dinlenip, dikkatle takip edildiğinde bu pasajların değişik kıraatlerin sunumuyla şeyh Hüseyin’in sanatında ilahi bir çeşniye dönüştüğü görülür. Vurguların manaya nasılda muvafık geldiği daha samimi bir sesle kulaklara duyurulur. Zira “asa/ase”, “rabbukum/rabbukumu”, “yukeffira/yukeffire” ve “seyyiatikum/seeeyyiatikum” kavramlarında bu farklılığı müşahede edebilirsiniz. Yahut ardından gelen “nebiyye/nebiiie” ve “amenu/aaamenu” kelimelerinde olduğu gibi. Bu bir İlahi çeşni ve berekettir. Tilavet kültüründe bu farklı geçişlerin dinleyenleri yanıltmaması için bunun kıraat ilmiyle ilgili bir bilgi olduğunu ifade etmekle yetiniyoruz. Konumuzun dışında olan bu hususiyetleri yerinde bir çalışmayla arz etme ümidiyle şimdilik geçiyoruz.

Sert tutum ve davranışı hak edenler

Şeyh Hüseyin, konunun değişiyor olacağını dikkate alarak üstteki pasajların nihayetinde saba makamına geçişin mesajını verir. Çünkü mü’minlerin önündeki nur ışığı ve cennet düşüncesi artık farklı bir mahiyet kazanmıştır. İnançsız ve münafık kimselere karşı sert duruşu yansıtan “Ey Peygamber! Kafirler ve münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran” (Tahrim, 9’den)pasajları “vağluz ‘aleyhim” kavramıyla karşılık bulmuş ve okuyucuda karanlık bir havaya bürünmüştür. Bu zulmetin en güzel yansıması da saba makamıyla karşılık bulmaktadır. Artık saba’nın değişik örnekleri sunulmaya ve cehennemin ne kötü bir yer olduğu “bi’selmasiyr” terkibiyle zihinlere işlenmektedir. Cehennemin alevli ateşinin, insanı korkutan mahiyette olması onun “bi’se/ne kötü” kavramıyla ifade edilmesine yol açmıştır.

Gelecek nesillere misaller veriliyor

Devamında gelen “dareballahu mesele/darb-ı mesel” terkibi tamamen sâbâ’ya hapsoluşun noktasıdır. Hz. Peygamber’e getirilen bu misaller “Ey Habibim! Sana reva görülenler önceden Sen’in atalarına da görüldü” ifadeleriyle insanlığın iftihar tablosuna hüzün ve ümit arasında bir moraldir sanki. İlgili ayet meali şöyledir: “Allah inkar edenlere, Nuh’un karısı ile Lut’un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah’tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara ‘Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!’ denildi.” (Tahrim, 10) Kurtubi’nin ifadesine göre Allah ahirette hiçbir kimsenin akrabasına veya soyundan gelen birine fayda sağlayamayacağına dikkat çekmek için bu misali getir­miştir. Çünkü din, kişi ile akrabalarının arasını ayırmıştır. Nitekim Nuh (as) ve Lut (as) da, Allah katındaki değerlerine rağmen, eşleri isyan edince, Al­lah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadılar. Böylece Cehennem bekçileri onlara, kıyamet günü o iki kadına, “Cehenneme giren diğer suçlu kafirlerle birlikte siz de cehennem ateşine girin” derler.

Firavun’un hanımı Asiye

Bundan dolayı Allah’ın peygamberlerine yapılan bu ihanet, tilavette hüzünlü sunumun gösterge makamı sâbâ’yla karşılık bulmalıdır. Mezkur ayetlerde olduğu gibi, devamında gelen Firavun’un hanımıyla ilgili ayetlerde de aynı makamın terennümüyle geçilir. Burada hüznün sebebi, Firavun’un zulmünden kurtulmak isteyen hanımının samimi duruşudur. Yukarıda Peygamber hanımları Allah’a isyan ederken, öte yanda Firavunun hanımının samimi duruşunun yüreklerini dağlaması hususu vardır.

Tefsirciler şöyle der: Firavun’un karısının adı Asiye binti Müzahim idi. Bu kadın Musa’ya (as) iman etmişti. Olay Firavun’a ulaşınca, Firavun Asiye’nin öldürülmesini emretmişti. Fakat Allah, Asiye’yi Firavun’un şerrinden korudu. Onun, en büyük kafir olan Firavun’la birlikte olması ona zarar ver­medi. Alemlerin Rabbinin iki peygamberi olan Nuh (as) ile Lut (as)’un hanımlarının onlarla birlikte olması da, o hanımlara bir fayda sağlamadı, Hani Firavun’un karısı şöyle diyerek Rabbine dua etmişti: “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni bu zalim topluluktan kurtar!”(Tahrim, 11)

İffet abidesi İmran kızı Meryem

İman hususunda bir başka misal de, namusunu çirkin şeylere yaklaşmaktan koruyan İmran binti Meryem’dir. O, iffetli, şerefli ve temizdir. Yahudilerin iddia ettiği gibi değildir. Nitekim Allah “Irzını korumuş olan İmran kızı Meryem’i de örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve o, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi” (Tahrim, 12)buyurarak onun bu özelliğine dikkat çekmiştir. Ancak yahudiler, “O zina yaptı. Oğlu İsa da zina mahsulü bir çocuktur” diye iddia etmişlerdi.

Bu konuyu müfessir İbn Kesir şöyle izah eder: Yüce Allah Cebrail’i gönderdi. Cebrail (as) Meryem’e insan suretinde gö­ründü. Allah ona, ağzıyla Meryem’in elbisesinin yakasından üfleme­sini emretti. Üfürük inip Meryem’in rahmine girdi. Bu şekilde İsa’ya gebe kaldı. Allah’ın kutsal emirlerine ve semavi kitaplarına iman etti. Esasen o, Allah’a ibadet ve itaat eden kavim­den idi. Bu, Hz. Meryem’in çok ibadet ve itaat ettiğine ve huşu içinde bu­lunduğuna dair övgüdür. Hadiste şöyle buyrulmuştur: Erkeklerden birçok kimse kemale ermiştir. Kadınlardan ise, Firavun’un karısı Asiye, İmran binti Meryem ve Hatice binti Huveylid kemale ermiştir. Ayşe’nin diğer kadınlara üstünlüğü, tirit yemeğinin diğer yemeklere üstünlüğü gibi­dir.

Son ayetlerde Allah, gelecek nesillere misaller vermekte ve onların yeniden bir dirilişle kendilerine gelmelerini istemektedir. Bunu da tarihten en meşhur örneklerle resmederek, hicran dolu mesajlarla sadırlara işlemektedir. Bu misal ve mesajların peş peşe sıralandığı suredir Tahrim. Ünlü hafız Bedri Hüseyin, bu çalışmamızda arz ettiğimiz surenin 8-12 ayetlerini cemaate yönelik tertil etmiş ve sunumuyla derin manaya işaret etmiştir. Kendine münhasır birkaç farklı noktasıyla Mısır tilavet sanatından ayrılan “Tantaekolü”nün önemli okuyucularından sayılan Bedri Hüseyin, bu surede ciddi oranda bir trend yakalamıştır. Tahrim’in bu bölümlerinin tilavet kayıtları analiz edildiğinde görülecektir ki, Muhammed Bedri Hüseyin’in diğer okuyuculara göre kürsünün hakkını vermede daha cömert davrandığı görülür. Ebedi âleme göçüp gitmelerine rağmen, hala hizmetleri devam eden bu Kur’an’i şahsiyetleri hayırla yad ediyoruz.

Okunma Sayısı : 6074

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
Yorumunuz
E-Posta Adresiniz
Güvenlik Kodu
yedi dokuz bir dokuz sifir yedi

RSS akışımıza abone olmak için tıklayın... Facebook sayfamıza abone olmak için tıklayın.

Hakkımızda | Yardım | Bağış | İletişim | Kur'an'dan Bir Mesaj Mail Grubu

Sunucu Barındırma hizmeti Kaliteweb Hosting tarafından sağlamaktadır. Sunucuturkiye dedicated server'lerini kullanmaktadır.
Feyyaz Grup